DÜNYAYI GEZELİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DÜNYAYI GEZELİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2016 Pazartesi

KÜBA,VENEDİK VE VİETNAM VİDEO GÖRSELLERİ



Gezi bloğumda bugüne kadar içerik konularını  metin olarak paylaştım.Bugün sizlere daha önce yapmış olduğum Küba,Vietnam ve Venedik seyahatlerim ile ilgili hazırladığım video görsellerini paylaşacağım.Hepinize iyi seyirler umarım beğenirsiniz.











29 Mayıs 2016 Pazar

VİETNAM


Aşağıda Vietnam gezim ile ilgili kısa bilgiler bulacaksınız.Ancak makalemi okumadan önce YouTube kanalımda bulunan Vietnam ile ilgili düzenlediğim video görselini mutlaka izlemelisiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=st9hNK44y7g


Dünyada nerelere gitmeli?Hangi ülke enteresan ve ilgi çekici olabilir? bu soruların cevabını ararken kendimi Vietnam da buldum. Ho Chi Minh eski adıyla Saygon olan bu kent Vietnam'ın en kalabalık şehri ve 1975 yılına kadar Vietnam'a başkentlik yapmış.

İnsanın bu şehri görüp etkilenmemesi imkansız, bu güler yüzlü insanların bağımsızlık mücadelesi için verdikleri savaş takdir edilmesi gereken en önemli özellikleri.Vietnam da orman içinde yokluklarla sürdürdükleri bağımsızlık savaşını dinledikçe hayranlığınız bir kat daha artıyor bu insanlara.Amerika ile yaptıkları insanüstü savaşları bizim kurtuluş savaşımızı hatırlatıyor..Onurlu ve yürekli her millet vatanı için bu savaşı veriyor.

Savaş zamanını anlatan tüm müzeleri gezdiğimi söyleyebilirim.Kullandıkları Tank ve silahlardan tutun,kendilerine özgü oluşturdukları zekice olan tuzakların hemen hemen hepsini gördüm.Açtıkları tüneller içerisinde Amerikalı askerlere gözükmeden günlerce yaşamalarını ve zaman zaman tuzakların içine askerleri
nasıl çektiklerini yerinde gördüğümü söyleyebilirim.

Vietnam sadece sahip olduğu tarihten ibaret değil tabi ki,burada gece hayatı son derece eğlenceli ve enteresan.Gece kulüpleri sabahlara kadar açık istediğiniz gibi eğlenebilirsiniz.Teknelerden oluşturulan restaurantlar ile gezerek çeşitli uzak doğu yemeklerini tadabilirsiniz.

Bizim için yemek konusunda en ilgi çekici olanı Vietnam halkının  yediği köpek eti.Köpek etine olan ilginin sebebi insanları dinç ve uykusuz tutması ve bunun etkisini köpek etini yer yemez hissetmeniz. Tayland'dan kamyonlarla getirilen köpekler burada kesilerek et olarak yeniliyor.En çok taksicilerin tercih ettiği söyleniyor.Bunun sebebi uzun süreli taksi kullanmaları.

Saygon halkının motor tutkusunu caddelerde kullanılan değişik marka motorlardan anlarsınız.Halk'ın hemen hemen hepsi motor kullanıyor ve ailece hepsi bir motorun üzerinde seyahat ediyorlar.Caddeyi karşıdan karşıya geçerken üzerime gelen motor yığınından hep korktum ama hiç çarpan olmadı.Araç kullanımı hemen hemen yok gibi,bir yerden bir yere hep motor ile seyahat ediliyor.

.

11 Mayıs 2016 Çarşamba

SOSYALİST KÜBA



Hepimiz yoğun çalışma hayatından arta kalan zamanlarımızı dinlenmek ve yeni yerleri keşfetmek adına seyahat ederek geçirmek istiyoruz.Diğer bloğumda genel olarak farklı konularda yaptığım paylaşımlar içerisinden seyahat ile ilgili içeriklerimi farklı bir blogda toplamak istedim.Bundan sonraki seyahat ve tatil ile ilgili paylaşımlarımı  geziyorum.blogspot.com adlı bloğumda paylaşmaya devam edeceğim.Ancak daha önceki seyahat ile ilgili içeriklerimi sizler için yeniden düzenleyerek blog içinde paylaşacağım. 

Bugünde sizlere Küba ile ilgili ikinci paylaşımımı yapacağım.Yeniden güncellenmiş Küba yazılarım ve bu tatil ile ilgili video paylaşımlarıma youtube kanalımda ulaşabilirsiniz.


Küba Seyahat anılarıma ait  resim ve makale içeriğini yeniden güncelledim.https://www.youtube.com/watch?v=H-aaY5UXUrU


Seyahatlarım arasında çok özel bir yeri olan Küba'yı bir kez daha ziyaret edebilme isteği hiçbir zaman kaybolmayacak gibi geliyor.Bu doğal ve enteresan ülkeyi,insanlarının sıcak kanlılığını asla unutmayacağım.Küba seyahatim boyunca ilginç bulduğum bir çok yeri resimledim.Burada hepsini paylaşamayacağım için video olarak sizler için düzenledim.Umarım keyif alarak izlersiniz.Aşağıda YouTube  kanalıma tıklayarak seyredebilirsiniz.




Uzun zamandır seyahatlerim ile ilgili yazı yazmak ve çeşitli ülkelerde gördüğüm kültür, gelenek ve din ile ilgili farklılıkları sizlerle paylaşmak istiyordum. Bugün sizlerle belki de hepinizin ilgisini çeken, yönetim şekliyle dünyada farklı bir yere sahip olan, Karayiplerde takımadalardan oluşan Küba seyahatim ile ilgili bilgiler aktaracağım. Havana Küba'nın başkenti ve en büyük şehridir. Küba'nın kuzeyinde Amerika, batısında Meksika ve Bahamalar, güneydoğusunda Haiti ile Dominik Cumhuriyeti Bulunmaktadır.



Küba tarih boyunca uzun yıllar İspanyolların sömürgesi olarak kalmış ve bu nedenle İspanyolca konuşulan en etkili dilleri. Daha sonraları Amerika Birleşik Devletlerini İspanyaya savaş açması ve bu savaştan galip çıkması sonrasında Amerikalıların işgali altında kalmış. Amerika'nın işgali altında kaldığı dönemlerde yapılan evlerin bir kısmı villa şeklinde ve sayfiye yerlerinde bulunmakta. Bu villaların birçoğu son derece bakımsız ve oturulmaz halde.Benim en çok dikkatimi çeken bazı evlerin çok bakımlı olması idi rehber arkadaşımızda aldığımız bilgiye göre buralarda yabancı ülkelerin konsolosları oturmakta veya onarılan bu evlerin bazıları işletmesi Küba devletinin ortak olması şartı ile yabancı yatırımcılara kiralanmış olanlar. Küba Devletinin çeşitli iş kollarında yabancılara iş olanakları tanıdığını ama her birine %51 oranında ortak olduğunu öğrendik.

Turizm olanaklarının son derece iyi olduğu bu ülkede, turizm tamamen devletin kontrolünde.  Kaldığımız otel Havana’nın merkezinde ve Küba'nın en iyi otellerinden biri idi.

1959 yılında Devrim’in yapılması ile başa Fidel Castro geliyor ve Amerika'nın izleri hızla silinmeye başlayarak Sovyetler Birliğinin etkisi ortaya çıkıyor. Geniş caddeler, bulvarlar ve yapılardaki Sovyetler birliğinin etkisi gezilerimizde hemen göze çarpıyor.

Kübalı gençlerin Beysbol hayatlarının bir parçası. Her köşe başında gençlerin olduğu yerlerde sıkı bir beysbol sohbetine rastlamak mümkün. Eczaneler, Bakkallar, alışveriş alanları bana 1970 yıllarının Türkiye’sini hatırlatıyor ve teknolojiden uzak bir hayatın özlemini ne kadar fazla duyduğumu hissediyorum. Devlet halkın bütün temel ihtiyaçlarını karşılıyor ve her birinin küçük ve eskide olsa bir evi var. Ve her evde olmazsa olmaz sallanan sandalye. Sallanan sandalye Kübalılar için çok önemli ve hemen hemen her evde var.

Küba'ya giderken yanıma aldığım Galatasaray bayrağını tekne gezisi ve gittiğimiz adada dalgalandırmayı unutmadığımı bir önceki yazımda paylaşmış resimleri de eklemiştim.Ancak Trabzonlu kardeşlerim benden bir gün sonra bayraklarını devrim meydanında açma gafletinde bulununca polisler etraflarını sardı.Dertlerini anlatana kadar epeyce zorlanmışlardı.



Gezimizin üçüncü gününde meşhur havana purolarının üretildiği ve devletin olan bir fabrikaya gezi düzenliyoruz. Fabrika içine girmeden içeride çalışan Kübalılardan alışveriş yapmamamız için uyarılıyoruz. İçeride bacakta sarılan bir puroya maalesef şahit olmuyoruz, dönüşte hediye vermek ve kendimiz için puro almayı da ihmal etmiyoruz.
Küba denilince klasik otomobilleri anlatmadan geçmek mümkün değil. Son derece bakımlı ve özel, klasik otomobil hayranlarını imrendirecek kadar güzel arabalar mevcut.

Küba halkı  son derece mutlu bir hayata sahip. Müzik ve dans hayatlarının bir parçası Cuma ve cumartesi geceleri sahil yol boyunca müzik ve dans ederek eğlenen insanlarla dolu. Gece kulüpleri gece geç vakitlere kadar açık ve adım atılacak yer yok diyebiliriz.

İsmimin bu kadar değerli olduğunu ilk kez Kübalılar bana hissettirdi. Bunun nedeni Atatürk'e olan hayranlıkları. İsmimin Mustafa Kemal Olduğunu öğrendiklerinde her Kübalının ooo deyişi ve yüzündeki gülümseme hep gözümün önünde. Özgürlük meydanına yakın yerdeki Atatürk büstü ile Atatürk ilkelerinden Halkçılık ders olarak okutulması bana ayrı birer gurur kaynağı oldu.

Küba ada olmasından dolayı deniz ürünleri ve kıyıları bakımından son derece zengin bir ülke. İyi bir yaz tatili için seçilebilecek en güzel yerlerden biri.Küba ya gidip de varadero sahilinde denize girmemek olmazdı.

10 Mayıs 2016 Salı

KÜBA DÜNYAYA AÇILMALI MI?

  Hafta sonunun keyfini evde çıkarmayı deniyorum.Gerçi yoğun iş temposu içerisinde,şantiyelerin ağırlığında geçen bir haftanın yorgunluğunu bir günde nasıl atabilirim?Gazeteleri okuyarak güne başladığımda dikkatimi Aslı Barış'ın kaleme aldığı Küba yazısı çekti.

Küba seyahatim sonrasında buradan ayrılırken, bu doğal ve enteresan ülkeyi bir kez daha görmeyi çok istediğimi hissettim.Küba halkının içtenliği,misafirperverliği ve samimi yaklaşımları seyahatim boyunca çok etkilemişti.Sizden hiç bir karşılık beklemeden evlerine davet etmeleri,sıcak yaklaşımları ve yaşama tutunuşları çok ilginç gelmişti.Endüstrileşen dünyada gezdiğim hiç bir ülkede bu tarz bir yaklaşım ile karşılaşmadığımı söyleyebilirim.

Ada ülkesi olan Küba da deniz gezisi yapmadan dönmek olmazdı.Bizde tekne  ile
yaptığımız gezide denizin keyfini çıkartmayı unutmadık.Yunusların bizim için yaptığı gösteri ise muhteşemdi.
Küba'ya kadar gidip şampiyon Galatasaray'ın bayrağını dalgalandırmadan yapamazdık.
Meksikalı turist grubu ile çabuk kaynaştık.      Tekne gezisinde GS bayrağı

Kübalının eğlence hayatı belkide hiç bir topluluğun başaramadığı kadar huzur verici.Hafta sonları Havana'nın
sahil boyunca,geniş caddelerinde,deniz kenarında bulunan kronman betonu üzerinde gitar ile yaptıkları müzik ve aldıkları alkol ile 2 gece sabahlara kadar eğlenebiliyorlar.Gece kulüpleri özellikle cumartesi günleri içeri girilemeyecek kadar dolu.

Yaşadıkları evlerin lüks'den uzak doğallığı,evlerinde olmazsa olmaz sallanan sandalyeleri ile Kübalı teknoloji ve endüstriden uzak yaşamında çok mutlu.Spora olan tutkuları onları Beysbol konusunda fanatikleştirmiş. Bizde futbola olan tutkunun aynısı Kübalılar da beysbol de var.Her köşe başında sıkı bir beysbol tartışmasını gençler arasında görebilirsiniz.

Dünyanın son günlerde Küba ya olan ilgisi Amerika'nın uyguladığı ambargoyu kaldırması ile artmakta.Amerikalı model ve modacılar ile film artistleri bu ülkeyi ziyaret etmeye başlamışlar.Peki Kübalı bu ilgiden memnun mu?Doğallığı ve basit yaşamı ve bunun getirdiği mutluluğu kaybetmekten endişeli mi.? 

Aslı Barış bugünkü yazısında paylaşmış,bende size Bu paragrafı aynen aktaracağım.

2008'de ağabeyi Fidel Castro'dan bayrağı devralarak kominist sistemi sürdüren Raul Castro'nun kızı Mariela Castro bu ani akını şöyle açıklıyor:

"Küba dünyaya değil,dünya Küba'ya açılıyor.Herkes buraya gelip yasak meyveden tatmak istiyor.Keşfetmek,kokusunu içine çekmek,tadını çıkarmak.."

Çok güzel ifade etmiş Mariela ,söylediğini anlayabilmek ancak Kübayı görmek ile mümkün.Küba bugünkü güzelliğini,sahip olduğu değerleri kaybetmeden bir kez daha görmeyi çok isterim.Sabah gazeteleri okurken okuduğum ilgili yazı, tekrar kısa da olsa bu güzel ülke ile ilgili fikirlerimi   yazmama neden oldu.Hepinize iyi tatiller.